<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Egeli Haber - Sağlık</title>
        <description>Egeli Haber, Ege Bölgesi&#039;nden güncel haberler, son dakika gelişmeleri, ekonomi, spor, kültür ve yaşam haberleriyle tarafsız ve hızlı bilgi kaynağınız.</description>
        <link>https://www.egelihaber.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 01:58:53 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Annelere güvenli doğum dersi</title>
                                    <description>Eşrefpaşa Hastanesi’ndeki Gebe Okulu’nda anne adayları kulaktan dolma bilgiler yerine uzmanlardan eğitim alıyor. Psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, ebe ve hekimlerin görev aldığı program, doğum kaygısını azaltmayı hedefliyor. Yeni program için kayıtlar da başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği bünyesinde açılan Gebe Okulu; hekim, ebe ve hemşireler eşliğinde 20 haftalık gebelere, lohusalara ve baba adaylarına yönelik kapsamlı bir eğitim programı sunuyor. Okulda gebelik süreci, doğum, doğum sonrası bebek bakımı, emzirme danışmanlığı gibi pek çok konuda bilgi verilirken, anne adayları ve yeni doğum yapan annelerin ruhsal ve fiziksel olarak sürece hazırlanması için psikolojik destek ve diyetisyen desteği, ağız ve diş sağlığı muayenesi, pilates ve yoga gibi hizmetler de veriliyor. Üç haftalık eğitim sürecinin ardından katılımcılara mezuniyet belgeleri takdim ediliyor. Gebe Okulu’na gitmek isteyenler için kayıt süreci de yeniden başladı.</p>

<p><strong>Doğuma hazırlanıyorlar</strong></p>

<p>Gebe Okulu hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hilal Elbi, “Anne adaylarını gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerine hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlayan kapsamlı bir eğitim programı veriyoruz. Bu eğitim programı; doğuma hazırlık, yeni doğan bakımı, emzirme, lohusalık dönemlerine ait bilgileri içeriyor. Beslenme konusunda diyetisyenimiz devreye girerken, gebelik, doğum ve lohusalık eğitimlerini ebe ve hekimler veriyor. Egzersizleri fizyoterapistimiz yaptırıyor, diş muayeneleri diş hekimlerimiz tarafından yapılıyor. Ayrıca gebelik ve doğum süreci için psikolog hizmeti veriliyor. Gebe Okulu’nun asıl amacı, anne ve baba adaylarını kendine güvenen ebeveynler olarak doğuma hazırlamak. Geri bildirimler de olumlu oluyor. Anne adayları; çok memnun kaldıklarını, bilgilendiklerini, kendilerini güvende hissettiklerini söylüyor. Korkularla, bilinmezliklerle doğuma girmektense burada gebeliğin ve doğumun aşamalarını, doğumun nasıl gerçekleşebileceğini, nelerle karşılaşabileceklerini, nasıl emzireceklerini öğreniyorlar. Anne ve baba adayları ile lohusalar, Gebe Polikliniği üzerinden Gebe Okulu’na başvuruda bulunabiliyor” bilgisini verdi.</p>

<p><strong>“Gebe Okulu’nu tavsiye ediyorum”</strong></p>

<p>Eğitimlere katılan 30 haftalık hamile Tuğba Karasan, “Kendimi gebelik ve doğum konusunda bilinçlendirmek istedim. O yüzden Eşrefpaşa Hastanesi Gebe Okulu’na kaydımı yaptırdım. İki haftadır geliyorum. Çok etkili bilgiler öğrendim. Stresimi daha iyi yöneteceğim bilgiler edindim. Bazı şeyler dışarıdan bakıldığı kadar kolay olmuyor. Burada bizzat görerek, sorarak ve uygulamalı yaparak öğrendiğimiz için gerçekten bebeğimize bakıyor duygusunu hissedebiliyoruz. Birebir eğitimin farkını görüyoruz. Anne adaylarına, hem bilinçli anne olmaları adına hem de çocuklarını daha iyi bir şekilde korumaları adına Gebe Okulu’nu tavsiye ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Kendimizi güvende hissediyoruz”</strong></p>

<p>22 haftalık hamile Merve Avşar da “Gebelik sürecinde bilgi edinme amaçlı araştırma içindeydim. Buraya muayeneye geldiğimde Gebe Okulu’ndan bahsettiler. Hastane temiz ve düzenliydi ve buraya gelmeyi tercih ettim. Eğitimlerde bizimle çok ilgileniyorlar. Burada bebeğin bakımını, onu emzirmeyi, yıkamayı öğreniyoruz. Dışarıdan çok kolay gibi geliyor ama neticede küçücük bir can ve bunları en başından öğrenmek çok farklı bir duygu. Buraya aslında en başta kendimiz için geliyoruz. Önce kendi duygularını yönetmen gerekiyor. Kendini iyi ve yeterli hissedersen zaten bebeğe de yeterli gelirsin ve onu sağlıklı büyütürsün. Dışarıdan öğrendiğimiz bilgilerle burada öğrendiğimiz bilgiler arasında çok fark var. Kulaktan dolma bilgilerle değil uzmanlardan bilgi edindiğimizde içimiz daha rahat oluyor, kendimizi güvende hissediyoruz” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/07/annelere-guvenli-dogum-dersi_6a4e04cfa86e4.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/annelere-guvenli-dogum-dersi/47040</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:59:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bornova’da 2.489 öğrenci ile sağlık seferberliği</title>
                                    <description>Bornova Belediyesi 2026 yılında hayata geçirdiği geniş kapsamlı koruyucu sağlık seferberliği ile 7 okulda toplam 2.489 öğrenciye kritik yaşam becerileri ve sağlık bilinci kazandırdı. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, &quot;Çocuklarımıza sağlık bilincini erken yaşta kazandırmak, geleceğe yapacağımız en güçlü yatırımdır. Bu eğitimlerle yarının büyüklerini daha bilinçli ve sağlıklı bir topluma hazırlıyoruz&quot; diyerek yerel yönetimlerin bu konudaki öncü rolünü vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, çocukların ve gençlerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla ilçe genelindeki okullarda başlattığı koruyucu ve geliştirici sağlık eğitimlerini başarıyla tamamladı. 2026 yılı eğitim dönemi kapsamında 7 farklı okulda eğitim gören toplam 2.489 öğrenciye ulaşıldı. Alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından verilen interaktif derslerle, çocukların günlük yaşamlarında fark yaratacak hayati alışkanlıklar kazanmaları sağlandı.</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:12px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Sağlıklı yaşam kültürü okul sıralarında başlıyor</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Eğitim programlarında sadece teorik bilgilerle yetinilmeyip öğrencilerin aktif katılım sağladığı uygulamalı bir model uygulandı. Uzman ekipler; sağlıklı beslenme ilkeleri, doğru ağız ve diş sağlığı bakımı, ekran başında ve sıralarda sıkça yaşanan postür (duruş) bozukluklarının önlenmesi gibi temel konuları öğrencilere detaylıca aktardı. Eğitimler sayesinde çocukların erken yaşta doğru fiziksel alışkanlıklar edinmesi ve sağlık farkındalığının üst seviyeye çıkarılması amaçlandı.</p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Akran zorbalığına karşı farkındalık ve ilk yardım güvencesi</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Modern dönemin en büyük okul problemlerinden biri olan akran zorbalığı da eğitim programının ana başlıkları arasında yer aldı. Öğrencilere güvenli davranış becerileri, empati kurma yolları ve akran ilişkilerinde sağlıklı iletişim yöntemleri öğretildi. Bunun yanı sıra, olası kaza ve acil durumlarda hayat kurtaracak temel ilk yardım eğitimi verilerek çocukların hem kendilerini hem de çevrelerini koruyabilecek donanıma ulaşmaları desteklendi.</p>

<p align="center" style="text-align:center"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="background-image:initial"><span style="background-position:initial"><span style="background-size:initial"><span style="background-repeat:initial"><span style="background-origin:initial"><span style="background-clip:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b> </b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:12px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Başkan Ömer Eşki: "Sağlık bilinci küçük yaşta başlar"</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Projenin başarıya ulaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, sağlıklı bir toplumun temelinin çocukluk çağında atıldığını belirtti. Başkan Eşki, "Çocuklarımıza koruyucu sağlık alışkanlıklarını erkenden aşılamak, hastalıklara ve olumsuz durumlara karşı alınacak en büyük tedbirdir. Bornova Belediyesi olarak eğitimde fırsat eşitliği ve toplumsal fayda odağımızla, evlatlarımızın hem bedensel hem de zihinsel gelişimlerini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz. 2 bin 489 öğrencimize verdiğimiz bu eğitimler, sağlıklı yarınlarımızın teminatıdır" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/07/bornovada-2489-ogrenci-ile-saglik-seferberligi_6a4b69f616c47.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/bornovada-2489-ogrenci-ile-saglik-seferberligi/47021</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:35:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Konaklılar Kordon’da sporla buluştu</title>
                                    <description>Konak Belediyesi’nin Kordon’daki çim alanda düzenlediği “Genç Ruh, Mutlu Beden” etkinliğinde vatandaşlar, gün batımı manzarası eşliğinde yoga, pilates ve aerodans yaparak hem sporun tadını çıkardı hem de stres attı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, "sans-serif""><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Konak Belediyesi tarafından düzenlenen “Genç Ruh, Mutlu Beden” etkinliği, Alsancak Kordon’un eşsiz gün batımı manzarası eşliğinde sporseverleri bir araya getirdi. Matlarını alarak etkinliğe katılan vatandaşlar, açık havada gerçekleştirilen yoga, pilates ve aerodans aktiviteleriyle hem stres attı hem de enerjilerini tazeledi. Yoğun ilgi gören etkinlikte katılımcılar, günün yorgunluğunu spor yaparak atarken, gün batımının sunduğu görsel şölen eşliğinde keyifli anlar yaşadı.</p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, "sans-serif""><b><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">“Yorgunluk atmak için işten çıkıp geldim”</b></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, "sans-serif""><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Etkinliğe katılan Handan Güven, Konak Belediyesi’nin düzenlediği spor faaliyetlerine fırsat buldukça katılmaya çalıştığını belirterek, “Konak Belediyesi’nin başta açık havada sabah sporu olmak üzere birçok etkinliğine katılmaya çalışıyorum. Bugünkü etkinliğe de günün yorgunluğunu atabilmek için işten çıkıp geldim. Bu gibi etkinlikler bedensel ve ruhsal sağlığımıza çok iyi geliyor. Konak Belediyesi’ne ve Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, "sans-serif""><b><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">“Günbatımı eşliğinde spor yapmanın keyfini yaşıyoruz”</b></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, "sans-serif""><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Bir diğer katılımcı Şehnaz Kungan ise etkinliğin atmosferinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek “Nefis bir günbatımı eşliğinde burada olduğumuz için çok mutluyuz. Hem spor yapmanın hem de böylesine güzel bir ortamda bir araya gelmenin keyfini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/konaklilar-kordonda-sporla-bulustu_6a3d0a2c36631.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/konaklilar-kordonda-sporla-bulustu/46966</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Kalp Hastalarına Uyarı: Operasyon Sonrası &quot;İyileştim&quot; Algısı Hayati Risk Taşıyor</title>
                                    <description>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, kalp rahatsızlıklarında uygulanan balon, stent ve bypass gibi işlemlerin ardından hastaların tamamen iyileştiği algısına kapılmasının hayati riskler taşıdığını belirterek, bu operasyonların hastalığı değil yalnızca tıkanıklıkları gideren birer onarım işlemi olduğunu vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dünya genelinde ölümlerin yüzde 13'üne, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise Türkiye'deki ölümlerin yüzde 36'sına neden olan iskemik kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarında, tanı sonrası uygulanan operasyonlar kritik önem taşıyor. Ancak uzmanlar, bu müdahalelerin kronikleşen kalp hastalıklarını tamamen ortadan kaldırmadığı konusunda uyarıda bulunuyor. Medicana International İzmir Hastanesi'nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, operasyon sonrası ilaçların aksatılması ve eski zararlı alışkanlıklara dönülmesinin hastalık sürecini başa sardırdığına dikkat çekti.</p>

<h2>Bypass İşlemi Hastalığı Bitirmez</h2>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bypass ameliyatı sonrası kalp hastaları arasında yaygın olan iyileşme yanılgısına değinen Prof. Dr. Sağcan, koroner arter hastalığının damar içinde plak birikimiyle ilerleyen, ömür boyu süren kronik bir rahatsızlık olduğunu ifade etti. <span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sağcan, operasyonun işlevine dair şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">"Yaptığımız bypass ameliyatı hastalığın kendisini değil, yol açtığı tıkanıklıkları ve sonuçlarını düzeltmeye yöneliktir. Tıkalı ya da daralmış damarın etrafından yeni bir yol oluşturuyoruz. Böylece kalp kasına giden kan akışını artırıyor, hastanın göğüs ağrısını azaltıyor ve kalp krizi riskini düşürüyoruz. Ancak damar sertliği tüm damarlarda devam edebilir. Takılan bypass damarları da zaman içinde etkilenebilir. Eğer kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet ve hipertansiyon gibi risk faktörleri kontrol altına alınmazsa hastalık ilerlemeye devam eder."</p>
</blockquote>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ameliyat sonrası dönemin operasyon kadar önemli olduğunu belirten Sağcan, hastaların kolesterol düşürücü ve kan sulandırıcı ilaçlarını düzenli kullanmaları, Akdeniz tipi beslenmeye geçmeleri, sigarayı bırakmaları ve düzenli egzersiz yapmaları gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Stent Uygulamaları Noktasal Çözüm Sağlıyor</h2>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Balon ve stent uygulamalarının ardından da altta yatan koroner arter hastalığının devam ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Sağcan, stentin sadece belirli bir darlığı ortadan kaldırdığını ancak damar sertliğinin tüm damar sistemini ilgilendiren kronik bir durum olduğunu aktardı.</p>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Tek bir noktayı düzeltmenin hastalığın bittiği anlamına gelmediğini belirten Sağcan, "Damar sertliği zamanla başka bölgelerde de gelişebilir, stent takılan yerde nadiren yeniden daralma olabilir. Başarılı bir sonuç için birinci adım girişimsel tedavi, ikinci adım ilaç tedavisi, üçüncü ve en kritik adım ise yaşam tarzı değişikliğidir" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>İlaçların Bırakılması Yeni Riskler Doğuruyor</h2>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bypass ameliyatı veya stent takılan hastaların işlem sonrası düştükleri en büyük hatanın tedaviyi bırakmak olduğunu belirten Sağcan, asıl tedavi sürecinin operasyondan sonra başladığının altını çizdi.</p>

<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Hastaların kendilerini iyi hissettiklerinde ilaç kullanımını sonlandırabildiğini ifade eden Sağcan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p><span style="line-height:114%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">"Özellikle kan sulandırıcıların erken kesilmesi, stent içinde pıhtı oluşumuna yol açabilir ve bu durum hayati risk taşır. Sigaraya devam etmek ise yapılan tüm tedaviyi boşa çıkarabilir ve damarların yeniden tıkanmasını hızlandırır. Yağlı, tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenmeye devam eden hastalarda hastalık ilerler. Doğru ilaç kullanımı ve yaşam tarzı değişikliği ile hastalar uzun yıllar sorunsuz bir yaşam sürebilir ancak bunun için tedaviyi bir süreç olarak görmek şarttır."</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/uzmanlardan-kalp-hastalarina-uyari-operasyon-sonrasi-iyilestim-algisi-hayati-ris_6a3bbf87d5102.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/uzmanlardan-kalp-hastalarina-uyari-operasyon-sonrasi-iyilestim-algisi-hayati-risk-tasiyor/46957</link>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:27:24 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bornova’dahorlama ve uyku apnesine karşı güç birliği</title>
                                    <description>Bornova  Belediyesi ve Özel Ento Cerrahi Tıp Merkezi işbirliğiyle düzenlenen &quot;Horlama ve Uyku Apnesinde Güncel Yaklaşımlar&quot; panelinde, uzmanlar uykuda nefes kesilmesinin ve horlamanın hayati riskler taşıyan ciddi birer hastalık olduğunu vurguladı. Yoğun ilgi gören etkinlikte, uzmanlar katılımcıların merak ettiği soruları da yanıtladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif"">Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü organizasyonunda, Özel Ento Cerrahi Tıp Merkezi işbirliğiyle düzenlenen "Horlama ve Uyku Apnesinde Güncel Yaklaşımlar" paneli, Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda yoğun katılım ve ilgiyle gerçekleştirildi.</span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif""><b>"Horlama boşanmalara bile sebep olabilen sosyal bir problem"</b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif"">Panelde konuşan KBB Uzmanı Op. Dr. Ümit Filiz, gün içinde kendilerine başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunun horlama şikayeti olduğunu belirterek, bu durumun normalleştirilmemesi gereken bir hastalık olduğunu vurguladı. Horlamanın 40’lı yaşlara kadar erkeklerde daha çok görüldüğünü, menopoz sonrasında ise bu oranın kadın ve erkekler için eşitlendiğini ifade eden Dr. Filiz, bu sorunun sadece horlayanı değil, yanındaki kişiyi de ilgilendirdiğini söyledi. Horlayan kişilerin sosyal hayatta dışlanabildiğini, hatta bu durumun boşanmalara bile sebep olduğunu belirten Filiz, uykuda nefes kesilmesi olarak tanımlanan uyku apnesinin 10 saniyeden fazla sürmesi halinde çok tehlikeli olduğunu hatırlattı. Dr. Ümit Filiz, tüm bu sorunların aile hayatını derinden etkileyen sosyal bir problem olduğunu ancak tedavisinin mümkün olduğunu söyleyerek, kimsenin bu hastalıkla yaşamak zorunda olmadığını ve rüyaların bile ancak derin uykularda görülebileceğini sözlerine ekledi.</span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif""><b>"Dünyada 1.5milyar insan bu hastalıkla mücadele ediyor"</b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif"">Türk Uyku Tıbbı Derneği (TUTD) Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, tıpkı pandemide olduğu gibi günümüzde de uyku apnesi ile ilgili ciddi bir salgınla karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Uykunun basit bir eylem olmadığını, kaliteli uyku sayesinde insan vücudunun ve beyninin kendini sıfırlayıp yenilediğini belirten Prof. Dr. Uçar, bu yüzden horlamanın kesinlikle hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekti. Dünyada bu hastalığı yaşayan yaklaşık 1.5 milyar insan olduğunu ve özellikle obez bireylerin büyük risk altında bulunduğunu vurgulayan Uçar, uyku apnesi olan kişilerin kilo vermede de büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Kaliteli uykunun çocukların gelişimi için bile kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Uçar; anatomik yatkınlıklar, temel risk faktörleri ve tanı yöntemlerinin yanı sıra kalp, tansiyon ve felçli hastalarda uyku apnesi sendromunun çok daha sık görüldüğünü vurguladı.</span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif""><b>“Sağlıklı dişler ve ağız yapısı çok önemli”</b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif"">Protez Uzmanı Diş Hekimi Dr. Bilkay Karaman ise horlama ve uyku apnesinin ağız ve diş sağlığı ile doğrudan ilişkisini gözler önüne serdi. Uykuyu "ölmek ile yaşamak arasında olduğumuz bir yer" olarak tanımlayan Dr. Karaman, hastalığa yönelik teşhisin aslında ilk olarak diş hekimi koltuğunda da başlayabileceğini belirtti. Küçük dilin sarkması ile birlikte horlamanın başladığını ve zamanla uyku apnesine dönüştüğünü ifade eden Karaman, ağızda eksik diş bırakılmaması ve diş tedavilerinin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Çok sayıda diş eksikliği yaşayan kişilerde dilin genişlediğini, yanakların çöktüğünü ve bu durumun hava yolunu kapatarak nefes almayı zorlaştırdığını söyleyen Dr. Bilkay Karaman, bu yüzden eksik dişlerin mutlaka tamamlanması gerektiğini aktardı. Uyku apnesinin çocuklarda da görülebileceğini, kaliteli uyuyamayan bir çocuğun gün içinde dikkat dağınıklığı yaşayarak düşme ve çarpma gibi kazalar geçirebileceğini belirten Karaman, tedavide kullanılan modern ağız içi spreyleri, kişiye özel horlama protezleri ve dijital horlama takip uygulamaları hakkında da detaylı bilgiler verdi.</span></p>

<p style="text-align:start; margin-top:32px; margin-bottom:32px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, "serif"">Bornovalıların yoğun ilgi gösterdiği panel, uzmanların katılımcılardan gelen soruları tek tek yanıtlaması ile son buldu.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/bornovadahorlama-ve-uyku-apnesine-karsi-guc-birligi_6a3b848212abc.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/bornovadahorlama-ve-uyku-apnesine-karsi-guc-birligi/46947</link>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:13:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Boyun Ağrısında Uyuşma ve Güç Kaybı Ciddi Sağlık Sorunlarına İşaret Edebilir</title>
                                    <description>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Duygu Keskin, günümüzde masa başı çalışanlarda sıkça karşılaşılan boyun ağrılarına eşlik eden uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi belirtilerin basit bir kas gerginliğinin ötesinde, daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceği uyarısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Boyun ağrısının genellikle günlük yaşamın doğal bir sonucu veya basit bir kas gerginliği olarak değerlendirildiğini belirten Uzm. Dr. Duygu Keskin, ağrıya eşlik eden belirtilerin tanı açısından kritik olduğunu vurguladı. Uzun süre aynı pozisyonda kalmanın, teknolojik cihaz kullanırken başın öne eğilmesinin, yanlış uyku alışkanlıklarının ve hareketsiz yaşamın boyun düzleşmesine yol açabildiğini ifade eden Keskin, "Ancak her boyun ağrısını boyun düzleşmesine bağlamak doğru değildir. Ağrılar; boyun fıtığı, sinir sıkışmaları, kanal daralması, omurga kireçlenmesi ve bazı romatolojik hastalıklarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle ağrının nedenini doğru şekilde belirlemek büyük önem taşır" dedi.</p>

<h2>Ekran Kullanımı Şikayetleri Artırıyor</h2>

<p><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Teknoloji kullanımının günlük yaşamdaki yerinin artmasıyla boyun bölgesine binen yükün çoğaldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Keskin, ağrının kaynağını anlamada şikayetlerin niteliğinin önemli ipuçları verdiğini belirtti. Ekranı göz hizasında kullanmanın, sık mola vermenin ve düzenli egzersiz yapmanın boyun sağlığını koruduğuna değinen Keskin, "Boyun düzleşmesi olan kişilerde en sık görülen şikayetler boyun ağrısı, omuzlarda gerginlik ve baş ağrısıdır. Boyun düzleşmesine eşlik eden boyun fıtığı gibi durumlarda ise ağrı kola doğru yayılabilir ve parmak uçlarına kadar uzanan uyuşma veya karıncalanma görülebilir. Uyuşma, hareket kısıtlılığı ve güç kaybı gibi belirtilerin varlığında röntgen, MR veya tomografi gibi yöntemler tanıya yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Boyun Kütletmek Kalıcı Zarar Verebilir</h2>

<p><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Toplumda yaygın olarak uygulanan bazı rahatlama yöntemlerinin boyun sağlığına zarar verdiğine işaret eden Keskin, yanlış uygulamalara karşı uyarılarda bulundu. Boynu kütletmenin kısa süreli bir rahatlama hissi verse de eklem ve çevre dokulara zarar verebileceğini açıklayan Keskin, şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:11,0000pt"><span style="font-family:Calibri">"Egzersizleri bilinçsizce yapmak, ağrıyı sadece masajla geçirmeye çalışmak ve uzun süre hareketsiz kalmak boyun sağlığını olumsuz etkiler. Ağrının azalması için kullanılan boyunlukların gereğinden uzun süre takılması da kasların zayıflamasına yol açabilir. Uyku sırasında boynun doğal duruşunu bozmayan, ortopedik ve orta sertlikte yastıklar tercih edilmeli, yüzüstü yatmaktan kaçınılmalıdır. Masa başında veya telefon başında uzun süre zaman geçiren kişiler ekranlarını göz hizasında tutmalı ve belirli aralıklarla mola vererek egzersiz yapmalıdır."</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybi-ciddi-saglik-sorunlarina-isaret-edebilir_6a33a6a00b111.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/boyun-agrisinda-uyusma-ve-guc-kaybi-ciddi-saglik-sorunlarina-isaret-edebilir/46912</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:03:12 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>YKS Öncesi Beslenme Uyarıları: Adaylar Rutinlerini Korumalı</title>
                                    <description>Diyetisyen Nihan Aykırı Varlık, 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde üniversite adaylarına beslenme ve uyku düzeni uyarılarında bulundu. Varlık, adayların zihinsel performansı artırmak amacıyla alışkanlıklarının dışına çıkmaması ve mevcut beslenme rutinlerini koruması gerektiğini vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">YKS öncesi öğrencilerin sıklıkla beslenme düzenlerini tamamen değiştirerek takviyelere yöneldiğini belirten Diyetisyen Nihan Aykırı Varlık, bu durumun performansı olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Varlık, "Oysa bilimsel veriler gösteriyor ki sınav başarısını belirleyen en önemli etkenlerden biri; son dakika müdahaleleri değil, düzenli uyku, yeterli enerji alımı, sıvı dengesi ve sindirim sistemini zorlamayan alışılmış bir beslenme düzenidir." açıklamasını yaptı. Kan şekerini dengede tutmanın ve mide-bağırsak sistemini rahatlatmanın fiziksel konfor için kritik olduğu belirtildi.</p>

<h2>Sınavdan Bir Gün Önce Yeni Besinler Denenmemeli</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sınavdan önceki günlerde en önemli kuralın mevcut rutinleri sürdürmek olduğunu belirten Varlık, sindirim sisteminin alışık olunmayan besinlere farklı tepkiler verebileceği konusunda öğrencileri uyardı. Adayların stres nedeniyle öğün atlamaması gerektiğini hatırlatan Varlık, "Sınav öncesi çok yağlı, aşırı baharatlı ve ağır yemeklerden kaçınılmalı. Çiğ salatalar yerine pişmiş veya haşlanmış sebzeler tercih edilmeli. Fast food, aşırı şekerli tatlılar ve büyük porsiyonlardan uzak durulmalı. Daha önce hiç tüketilmemiş besinler denenmemeli." dedi. Akşam öğününde kompleks karbonhidrat, protein ve sağlıklı yağ dengesinin hedeflenmesi gerektiği kaydedildi.</p>

<h2>Karbonhidrat Yüklemesi ve Sıvı Tüketimi</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Üniversite sınavı öncesi aşırı karbonhidrat tüketiminin uyku hali, mide dolgunluğu, sindirim rahatsızlığı ve sabah iştahsızlığına yol açabileceğini belirten Varlık, karbonhidrat yüklemesinin bilimsel bir gerekliliği olmadığını ifade etti. Sıvı tüketimine de değinen Varlık, odaklanma ve bilişsel performans için sınavdan önceki gün boyunca ortalama 1,5 ile 2,5 litre arasında su içilmesini önerdi. Sınav sabahı aşırı su tüketiminin tuvalet ihtiyacını artırabileceği hatırlatılarak, sıvı alımının tek seferde değil gün içine yayılarak yapılması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2>Kafein ve Takviye Kullanımına Dikkat</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Öğrencilerin sınav döneminde odak artırıcı ürünlere yönelmemesi gerektiği belirtildi. Düzenli kahve tüketen adayların alışık oldukları miktarı korumalarını, kahve içmeyenlerin ise sınav sabahı yüksek doz kafein almaktan kaçınmalarını öneren Varlık, aşırı kafeinin çarpıntı, mide rahatsızlığı, el titremesi ve kaygıya yol açabileceğini ifade etti. Enerji içeceklerinin ve kısa süreli vitamin-mineral takviyelerinin sınav performansını artırdığına dair bilimsel bir kanıt bulunmadığı eklendi.</p>

<h2>Sınav Sabahı İdeal Kahvaltı</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sınav sabahı kahvaltı yapmanın önemine dikkat çekilirken, kahvaltının sınavdan 2-3 saat önce tamamlanması gerektiği ifade edildi. Aç karnına sınava girmenin veya aşırı yemek yemenin uygun olmadığını belirten Varlık, ideal kahvaltının protein, kompleks karbonhidrat, hafif yağ ve lif kaynakları içermesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2>Uyku Düzeni Performansı Etkiliyor</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Beslenme kadar uykunun da zihinsel performansta büyük önem taşıdığı hatırlatıldı. Sınavdan önceki gece en az 7-9 saat uyunması gerektiğini belirten Varlık, adayların uyumadan bir saat önce telefon, tablet ve ekran kullanımını bırakarak karanlık ve serin bir odada dinlenmeleri gerektiğini ifade etti. Bir gecelik uykudan ziyade son haftadaki düzenli uyku performansının başarıyı daha çok etkilediği vurgulandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/yks-oncesi-beslenme-uyarilari-adaylar-rutinlerini-korumali_6a33a57cc220a.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/yks-oncesi-beslenme-uyarilari-adaylar-rutinlerini-korumali/46911</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:58:03 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>36 kilo verip herkesi şaşırttı</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen “Sen diyetisyen olamazsın” sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık “Ama burada şişman bir diyetisyen vardı” diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.</p>

<p><strong>“Sen diyetisyen olamazsın” diyenler oldu</strong><br />
Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, “Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime ‘Seni bu dertten kurtaracağım’ dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. ‘Kelin ilacı olsa başına sürer’, ‘Sen diyetisyen olamazsın’ diyenler oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>97 kiloyla başlayan dönüşüm</strong><br />
Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, “Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve ‘Ama burada şişman bir diyetisyen vardı’ diyorlar. Ben de ‘Evet, o bendim’ diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla ‘Nasıl yaptınız?’ diye soruyorlar” dedi.</p>

<p><strong>Salçalı makarna için ağlayarak uyudu</strong><br />
Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, “Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. ‘Artık yapamıyorum’ dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli” dedi.</p>

<p><strong>“Diyetisyen sadece kilo verdirmez”</strong><br />
Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, “Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak” dedi.</p>

<p><strong>“Zayıflama iğneleri uzman hekim kontrolünde kullanılmalı”</strong><br />
Son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirkan, bu tür ilaçların mutlaka uzman hekim kontrolünde ve gerekli tahliller yapıldıktan sonra kullanılması gerektiğini vurguladı. Demirkan, “Bu yöntemlere karşı değiliz. Ancak kişilerin bu ilaçları eczaneden temin ederek kendi başlarına kullanmalarını doğru bulmuyoruz. Öncelikle kan tahlilleri yapılmalı, kişinin sağlık geçmişi ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli ve tedavi süreci uzman hekimler tarafından planlanmalıdır. Ayrıca bu süreç, diyetisyenlerin yürüteceği beslenme takibiyle desteklenmelidir. Ben ise ailemde bulunan bazı kanser öyküleri ve yaşadığım tiroid sorunları nedeniyle bu yöntemlerden uzak durmayı tercih ettim” dedi.</p>

<p><strong>“Kilo vermek değil, korumak zor”</strong><br />
Bugün artık “diyet” sürecinden çok “koruma” döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, “İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/36-kilo-verip-herkesi-sasirtti_6a2fb51a3fc4e.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/36-kilo-verip-herkesi-sasirtti/46876</link>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:13:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Ebeveynlere Sınav Kaygısı Uyarısı: &quot;Sonuçlara Değil Emeğe Odaklanın&quot;</title>
                                    <description>Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınav döneminde öğrencilerin yaşadığı yoğun stresin biyolojik nedenlerine dikkat çekerek ebeveynleri uyardı. Yaşar, sınav kaygısının bir yetersizlik değil aşırı yüklenme olduğunu belirterek, ailelerin çocuklarına güvenli bir alan sağlaması ve sınav sonrası net sayılarının sorulmaması gerektiğini ifade etti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sınav döneminin gençler üzerinde yarattığı psikolojik etkilere ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürecin gelişmekte olan ergen beyni için bir hayatta kalma simülasyonuna dönüştüğünü belirtti. Öğrencilerin ve ailelerin süreci doğru yönetebilmesi için çeşitli uyarılarda bulunuldu.</p>

<h2>Stres Hormonları Mantık Merkezini Devre Dışı Bırakıyor</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Dr. Yaşar, sınav kaygısı anında stres hormonu olan kortizolün sistemi ele geçirdiğini ve beynin alarm merkezi olan amigdalanın devreye girdiğini söyledi. Bu durumlarda beynin mantık merkezinin işlev dışı kaldığını aktaran Yaşar, ebeveynlerin panik halindeki çocuklarına uzun rasyonel tavsiyeler vermek yerine, kendi kaygılarını kontrol edip onlara güvenli bir liman olmaları gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Kaygı Yetersizlik Değil, Biyolojik Aşırı Yüklenmedir</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Öğrencilerin yaşadığı yoğun kaygının bir yetersizlik göstergesi olmadığının altını çizen uzmanlar, bu durumun tamamen biyolojik sistemin aşırı yüklenmesinden kaynaklandığını belirtti. Ortaya çıkan bu fiziksel tepkinin, derin nefes egzersizleri gibi yöntemlerle yönetilebileceği kaydedildi.</p>

<h2>Sınav Çıkışında Net Sayısını Sormayın</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sınav bitiminde adrenalin seviyesinin aniden düşmesiyle gençlerde büyük bir zihinsel yorgunluk ortaya çıktığına dikkat çekildi. Uzmanlar, ailelerin sınav kapısında öğrencilere net sayılarını sormaması gerektiği uyarısında bulunarak, bu tür soruların çocuklardaki travmatik alarm halini uzattığını ifade etti.</p>

<h2>Odak Noktası Puan Değil, Emek Olmalı</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sınav sonuçlarının açıklanmasını bekleyen öğrencilerin normal günlük yaşam rutinlerine dönmelerinin sağlanması gerektiği belirtildi. Yüksek puanların kutlanabileceği, ancak asıl takdir edilmesi gereken unsurun aylarca süren çalışma emeği ve stres karşısında sergilenen duruş olduğu vurgulandı. Uzmanlar, hayatın tek bir sınavla belirlenmeyecek kadar uzun bir süreç olduğunu ve asıl başarının karşılaşılan zorluklardan sonra yeniden ayağa kalkabilmek olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/uzmanlardan-ebeveynlere-sinav-kaygisi-uyarisi-sonuclara-degil-emege-odaklanin_6a2bae7d6da05.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/uzmanlardan-ebeveynlere-sinav-kaygisi-uyarisi-sonuclara-degil-emege-odaklanin/46862</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:59:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal Medya Diyetleri Sağlığı Tehdit Ediyor</title>
                                    <description>Yaz aylarında hızlı kilo vermek amacıyla uygulanan şok diyetlerin ve bilinçsiz detoks programlarının metabolizmaya ciddi zararlar verdiği belirtildi. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Mısra Aydın, öğün atlamanın, karbonhidratı tamamen kesmenin ve tek tip beslenmenin yağ yerine kas ile su kaybına neden olduğu uyarısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Yaz sezonunun gelmesiyle birlikte hızlı kilo verme amacıyla uygulanan kısa süreli ve tek tip beslenme programları uzmanların tepkisini çekiyor. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Mısra Aydın, popüler uygulamaların kilo kaybından ziyade metabolizma hızında yavaşlamaya ve hormonal dengesizliklere yol açtığını ifade etti.</p>

<h2>Öğün Atlamak Kas Kaybına Neden Oluyor</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Diyet yaparken en sık karşılaşılan hatalardan birinin öğün atlamak olduğunu belirten Uzm. Dyt. Mısra Aydın, düzensiz beslenmenin kan şekeri dengesini bozduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Aydın, konuyla ilgili olarak, "Özellikle kahvaltıyı tamamen kaldırmak veya gün boyu çok düşük enerjiyle beslenmek kısa vadede tartıda düşüş sağlayabiliyor. Ancak bu durum uzun vadede; kas kaybına, metabolizma hızında yavaşlamaya, akşam saatlerinde kontrolsüz yeme ataklarına neden olabiliyor. Bilimsel çalışmalar, düzensiz beslenmenin kan şekeri dengesini bozarak açlık hormonlarını artırabileceğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Sıvı Detokslarında Mucize Aranmamalı</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sadece meyve ve sebze suyu tüketimine dayalı sıvı detokslarının vücutta protein yetersizliğine ve ödeme yol açabileceğine dikkat çeken Aydın, vücudun doğal detoks mekanizmalarının karaciğer ve böbrekler olduğunu hatırlattı.</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Uzm. Dyt. Aydın, "Uzun süre yalnızca sıvıyla beslenmek; protein yetersizliği, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, ödem artışı gibi sorunlara neden olabiliyor. Gerçek detoks, yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, kaliteli uyku ve düzenli fiziksel aktiviteyle mümkün oluyor" dedi.</p>

<h2>"Karbonhidratı Tamamen Kesmek Hatalı Bir Yaklaşım"</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Hızlı zayıflamak için karbonhidratın tamamen beslenmeden çıkarılmasının yaygın bir yanlış olduğunu ifade eden Aydın, tam tahıllar ve kuru baklagiller gibi kaliteli karbonhidratların bağırsak sağlığı için kritik olduğunu belirtti.</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Aydın açıklamasında, "Karbonhidratlar beynin temel enerji kaynağıdır. Karbonhidratın tamamen kesilmesi; enerji düşüklüğüne, egzersiz performansında azalmaya, tatlı krizlerine ve kas kaybına yol açabiliyor. Burada önemli olan karbonhidratı sıfırlamak değil, doğru kaynağı ve porsiyonu seçmektir" sözlerine yer verdi.</p>

<h2>Kişiye Özel Olmayan Diyetler Risk Taşıyor</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sosyal medyada yayılan kısa sürede yüksek kilo kaybı vadeden listelerin bilimsel temelden uzak olduğunu vurgulayan Aydın, diyet programlarının bireyin yaşına, hastalık öyküsüne ve günlük enerji ihtiyacına göre planlanması gerektiğini dile getirdi. Kilo verme sürecinde sadece kalori kısıtlamasına odaklanmanın yanlış olduğunu aktaran Aydın, yeterli protein tüketiminin sağlıklı kilo kontrolünü desteklediğini bildirdi.</p>

<h2>Susuzluk Hissi Açlıkla Karıştırılabilir</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Özellikle yaz aylarında artan sıvı ihtiyacının doğru karşılanması gerektiğine değinen Uzm. Dyt. Aydın, yetersiz su tüketiminin yorgunluk ve baş ağrısı gibi sorunlara neden olduğunu ifade etti.</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Sağlıklı kilo kaybı hedeflerine ilişkin de bilgi veren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">"Susuzluk bazen açlık hissiyle karıştırılabiliyor. Kilo verme sürecinde önemli olan hızlı zayıflamak değil, metabolizmayı korumak. Hedef, kısa sürede büyük kilo kayıpları değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları kazanmak olmalı. Haftada 0.5–1 kilogram aralığında ilerleyen kontrollü kilo kaybı hem metabolizma hem de hormonal denge açısından daha sağlıklı kabul edilmektedir."</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/sosyal-medya-diyetleri-sagligi-tehdit-ediyor_6a292b3b6a119.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/sosyal-medya-diyetleri-sagligi-tehdit-ediyor/46842</link>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:14:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Menopoz’da Hormon Tedavisi Tek Seçenek Değil</title>
                                    <description>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, ortalama yaşam süresinin uzamasıyla önem kazanan menopoz yönetiminde, her hastaya standart hormon tedavisi uygulamak yerine &quot;Zamanlama Hipotezi&quot;ne dayalı bireyselleştirilmiş yöntemlerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin öne çıktığını belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Dünya genelinde 45-55, Türkiye’de ise ortalama 47-49 yaş aralığında başlayan menopoz, üreme sonrası döneme geçişi temsil eden doğal bir biyolojik süreç olarak kabul ediliyor. Bu dönemde östrojen ve progesteron hormonlarının azalması; kemik erimesinden kalp sağlığına, uyku bozukluklarından metabolik değişimlere kadar pek çok sistemi etkiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, menopoz semptomlarının yönetiminde uygulanan güncel bilimsel yaklaşımlar hakkında bilgi verdi.</p>

<h2>20 Yıllık Yaklaşım Güncellendi: "Zamanlama Hipotezi"</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Tıp dünyasının menopoz semptomlarının yönetiminde büyük bir evrim geçirdiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, 2002 yılında yayımlanan bir araştırmanın ardından oluşan risk algısının günümüzde değiştiğini kaydetti. Op. Dr. Koçun, "Günümüzde bu veriler yeniden incelendiğinde, risklerin sadece 60 yaş üstü veya menopozun üzerinden çok uzun süre geçmiş kadınlarda yoğunlaştığı anlaşıldı. Böylece tıpta 'Zamanlama Hipotezi' dönemi başladı. Artık biliniyor ki, menopozun ilk 10 yılında veya 60 yaş öncesinde başlanan destek tedavilerinde riskler son derece nadirdir" dedi. FDA'nın de eski kısıtlayıcı uyarıları kaldırdığını hatırlatan Op. Dr. Koçun, tedavilerin standart bir paket olarak değil; kadının yaşına, genetik riskine ve şikayetlerine göre "terzi usulü" planlandığını ifade etti.</p>

<h2>Tedavi Öncesi Kapsamlı Değerlendirme Şart</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Modern yaklaşımın en düşük etkin doz ve kişiye özel tedavi ilkelerine dayandığını söyleyen Op. Dr. Koçun, tedavi öncesi yapılması gereken tetkikleri şu sözlerle anlattı:</p>

<blockquote>
<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">"Menopoz dönemi, özellikle hormon replasman tedavisi veya biyo-eşdeğer hormon tedavisi planlanırken kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar. Tedavi öncesinde onkolojik güvenliği teyit etmek için jinekolojik muayene, endometriyum kalınlığı ölçümü için ultrason, Pap-Smear testi, mamografi ve meme ultrasonu en öncelikli adımdır. Eksik olan hormon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kanda FSH, LH, Östradiol (E2), progesteron ve testosteron değerlerine bakılır. Tiroid bozukluklarını ayırt etmek için TSH testi istenir. Ayrıca karaciğer-böbrek fonksiyon testleri, lipid profili, tam kan sayımı, açlık kan şekeri ve osteoporoz riskine karşı kemik dansitometrisi mutlaka yapılmalıdır."</p>
</blockquote>

<h2>Hormon Tedavisine Alternatif Yöntemler</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Menopoz belirtilerini yönetmekte hormon kullanmak istemeyen veya kullanması sakıncalı olan hastalar için yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi alternatiflerin bulunduğuna dikkat çeken Op. Dr. Koçun, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">"Ateş basması ve terleme gibi vazomotor semptomları artırabilen kafein, alkol, baharatlı yiyecekler ve sigaradan uzak durulması ilk adımdır. Ani sıcak basmalarında ısıyı dengelemek için kat kat ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Lif açısından zengin, işlenmemiş gıdalar ile kalsiyum, D vitamini ve Omega-3 içeren bir diyet kemik sağlığını korur ve genel refahı artırır."</p>
</blockquote>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme veya yoga gibi egzersizlerin ruh halini iyileştirip kemik erimesi riskini azalttığını belirten Op. Dr. Koçun, uyku problemleri ve sıcak basmalarıyla başa çıkmada Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yönteminin önerildiğini, stresi yönetmek için ise akupunktur ve meditasyondan yararlanılabileceğini bildirdi. Op. Dr. Koçun, destek tedavisindeki amacın hayat kalitesini artırmak olduğunu belirterek, bu sürecin düzenli kontrollerle uzman bir hekim tarafından yürütülmesi gerektiğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/menopozda-hormon-tedavisi-tek-secenek-degil_6a267d196a735.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/menopozda-hormon-tedavisi-tek-secenek-degil/46812</link>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:26:20 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Anneliğin görünmeyen yükü Bornova’da konuşuldu</title>
                                    <description>Bornova Belediyesi ile Medicana Sağlık Grubu iş birliğinde düzenlenen “Anneliğin Cam Tavanı” paneli, kadınların yaşamında çoğu zaman görünmeyen ancak derin etkiler bırakan toplumsal yükleri gündeme taşıdı. Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte uzman isimler, anneliğin yalnızca bireysel bir deneyim değil; aynı zamanda sosyal beklentiler, kariyer baskısı ve duygusal sorumluluklarla şekillenen çok katmanlı bir süreç olduğuna dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span lang="EN-US" style="font-family:"Palatino Linotype", serif">“Kusursuz Anne” baskısı kadınları zorluyor</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün organizasyonunda gerçekleşen panelde konuşan Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern dünyada kadınların “kusursuz anne” algısıyla yoğun bir baskı altında bırakıldığını belirterek, kadınların çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana ittiğini ifade etti. Yaşar, özellikle sosyal medya ve toplumsal normların kadınlar üzerinde görünmez bir performans baskısı yarattığını vurguladı. Kadınların yalnızca çocuklarına değil, aynı anda iş yaşamına, sosyal çevrelerine ve aile düzenine yetişmeye çalışmasının ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span lang="EN-US" style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Kadınlar</span></b><span lang="EN-US" style="font-family:"Palatino Linotype", serif"> <b>kendi sağlığını geri plana atıyor</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İlkay N. Topaloğlu ise kadın sağlığının yalnızca fiziksel süreçlerle değerlendirilemeyeceğini belirterek, kadınların yaşam dengesi üzerinde artan sosyal sorumlulukların etkisine dikkat çekti. Topaloğlu, kadınların kendi sağlıklarını çoğu zaman ertelediğini ve “önce herkes” anlayışıyla hareket ettiğini ifade ederek, kadınların hem bedensel hem de ruhsal olarak desteklenmesinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span lang="EN-US" style="font-family:"Palatino Linotype", serif">“Her Şeye Yetişme” çabası konuşuldu</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Etkinlik boyunca annelik deneyiminin görünmeyen yönleri, kadınların gündelik yaşamda karşılaştığı beklentiler ve “her şeye yetişme” zorunluluğunun yarattığı baskılar ele alındı. Katılımcılar, toplumda kadınların yalnızca anne kimliği üzerinden tanımlanmasının bireysel yaşam alanlarını daralttığını belirterek, kadınların kendi kimliklerini koruyabilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><b><span lang="EN-US" style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Dayanışma ve farkındalık vurgusu</span></b></span></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:13px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="font-family:Cambria, serif"><span style="font-family:"Palatino Linotype", serif">Panel, yoğun ilgiyle karşılanırken etkinlik sonunda uzmanlar, kadınların yalnız olmadığını hissettirecek sosyal dayanışma alanlarının artırılması gerektiğini ifade edip bu tür buluşmaların toplumsal farkındalık açısından önemli bir adım olduğu belirtti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/anneligin-gorunmeyen-yuku-bornovada-konusuldu_6a1e9496149fa.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/anneligin-gorunmeyen-yuku-bornovada-konusuldu/46771</link>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:29:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehir&#039;den ikinci Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi</title>
                                    <description>Konak Center&#039;da yer alan İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi&#039;nde (İZSEM) açtığı Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi&#039;nde ücretsiz ve anonim olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) test hizmeti veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı hizmeti Küçük Çiğli&#039;de bulunan İZSEM bünyesinde de yürütecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi sayısını ikiye çıkardı. İlki İZSEM Konak Center'da faaliyete geçen merkezin ikincisi İZSEM Küçük Çiğli'de çalışmalarına başladı. Merkezlerde ücretsiz ve anonim şekilde HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testleri yapılıyor. Detaylı bilgi ve randevu için 0232 294 22 47 numaralı telefon aranabiliyor.</p>

<p><strong>Gizlilik esasıyla çalışılıyor</strong></p>

<p>Gizlilik esasıyla çalışan merkezde, danışanların kimlik bilgileri alınmıyor ve herhangi bir sosyal güvence de aranmıyor. Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor. İlk tanı testi sonucuna göre pozitif şüphesi duyulan hasta, hastanelere yönlendiriliyor.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışma, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmetini de kapsıyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/06/buyuksehirden-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi_6a1d361b46d5a.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/buyuksehirden-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi/46759</link>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:28:53 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>El Cerrahisi Uzmanı Dr. Savran’dan ‘Acemi Kasap’ Uyarısı “</title>
                                    <description>Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, bayram döneminin el cerrahisinin en yoğun zamanlarından biri olduğunu söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Kurban kesimi sırasında yaşanan dikkatsizliklerin ciddi yaralanmalara yol açtığını belirten Savran, özellikle el ve parmak kesilerinde her yıl büyük artış yaşandığına dikkat çekti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">“Kurban Bayramı geldiğinde adeta el kesisi salgını yaşanıyor” diyen Savran, sağlık çalışanlarının bu döneme özel hazırlık yaptığını ifade etti. Savran, “Kurban Bayramı, el cerrahisinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Bu süreçte izinler iptal edilir, gerekli malzemeler ve cerrahi setler hazırlanır. Sağlığın her alanında olduğu gibi burada da koruyucu hekimlik büyük önem taşıyor” dedi.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Vatandaşların kurban kesimini mutlaka işin uzmanına bırakması gerektiğini vurgulayan Savran, profesyonel kasaplarla çalışılmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Kurban kesimi yapan kişilerin koruyucu eldiven kullanması gerektiğini belirten Savran, profesyonel kesim alanlarında tetanoz aşısının da ihmal edilmediğini kaydetti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Olası yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Savran, kopan uzuvların doğru şekilde taşınmasının tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirtti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Savran, “Bir yaralanma olduğunda en yakın acil servise başvurulmalıdır. Eğer parmak kopması varsa, kopan parçanın uygun koşullarda taşınması gerekir” diye konuştu.</span></p>

<p class="normal"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savrandan-acemi-kasap-uyarisi_6a13f28e7b53d_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/el-cerrahisi-uzmani-dr-savrandan-acemi-kasap-uyarisi/46743</link>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:49:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar Alerjisine Dikkat</title>
                                    <description>Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, toplumda “bahar alerjisi” olarak bilinen durumun yalnızca ilkbaharla sınırlı olmadığını belirtti. Alerjiye yol açan polenlerin türüne göre ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında da yayılabildiğini belirten Dr. Paksoy, “Çayır ve çimen polenleri genellikle Nisan ile Temmuz ayları arasında yoğunlaşırken, ağaç polenleri daha çok ilkbaharda yayılıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Yabani ot polenleri ise Temmuz ile Eylül ayları arasında görülüyor” diye konuştu. </span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Alerjinin ortaya çıkabilmesi için genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Paksoy, alerjenlerin vücuda farklı yollarla girebildiğini belirterek şunları söyledi:  “Besinler ve ilaçlar ağız yoluyla, böcek ısırıkları <span style="background:yellow">ve deterjan, şampuan gibi kimyasallar cilt yoluyla;</span> polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan epitelleri ve bazı kokular ise solunum yoluyla vücuda alınıyor. Bu durum; alerjik nezle, alerjik astım, ürtiker, alerjik konjonktivit, egzama ve bebeklerde besin alerjisi gibi farklı hastalık tablolarına yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlarda gözlerde sulanma, kızarıklık ve çapaklanma; burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve <span style="background:yellow">kaşıntısı</span>; sık hapşırma, boğazda gıcıklanma ve damakta kaşıntı gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı çocuklarda bu tabloya astım da eşlik edebiliyor. Astım geliştiğinde ise öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.”</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Tanı ve Tedavi Süreci</b></span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Alerjinin tanısında hasta öyküsü ve fizik muayenenin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Paksoy, tanıyı desteklemek için alerji testlerinden de yararlanıldığını söyleyerek, “Kandan yapılan spesifik IgE testlerinin yanı sıra deri testleri de uygulanıyor. Deri testinde cilt yüzeyine küçük bir delik açılarak alerjen damlatılıyor ve yaklaşık 15 dakika sonra oluşan kızarıklık ile şişlik değerlendiriliyor. Üç milimetre veya daha büyük reaksiyonlar pozitif kabul ediliyor. Testin pozitif çıkması alerjiyi büyük ölçüde doğrularken, negatif sonuç alerjiyi kesin olarak dışlamıyor. Bu nedenle en önemli gösterge çocuğun klinik belirtileri oluyor. <span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Erken alerjik reaksiyonlar genellikle yarım saat ile bir saat içinde, geç reaksiyonlar ise 6–12 saat sonra ortaya çıkıyor” dedi.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Rüzgarlı Havada Maske Takılması Gerekiyor </span></p>

<p class="normal" style="border:none; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><a name="_heading=h.f5w1magywry6"></a><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Tedavide temel hedefin belirtileri kontrol altına almak olduğunu belirten Dr. Paksoy, “Alerjiyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da <span style="background:yellow">doğru tanı, uygun korunma önlemleri ve düzenli tedavi ile</span> hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Alerjik nezle ile başlayan süreç bazı çocuklarda astıma ilerleyebiliyor. Bu nedenle alerjik nezlenin erken dönemde doğru şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. <span style="background:yellow">Tedavide genellikle ağızdan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlaları kullanılıyor.</span> Astımın eşlik ettiği durumlarda ise solunum yoluyla uygulanan <span style="background:yellow">spreyler veya buhar makinesi ile verilen nebülize ilaçlardan  yararlanılıyor.</span> Bazı hastalarda alerji aşıları uygulanıyor; ancak bu yalnızca kaçınmanın mümkün olmadığı ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda tercih ediliyor” şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklarda korunmanın da tedavinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Dr. Paksoy, “Polenlerin yoğun olduğu sabah 05.00–10.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması<span style="background:yellow">, illa çıkılacaksa rüzgârlı havada maske takılması gerekiyor.</span> Evlerin sabah erken saatlerde değil öğle saatlerinde havalandırılması, rüzgârlı havalarda açık hava aktivitelerinden kaçınılması öneriliyor. Dışarıdan eve gelindiğinde yüzün yıkanması ve mümkünse duş alınması yararlı oluyor. Evde ve araçta polen filtreli klima kullanılması, çamaşırların dışarıda değil içeride kurutulması ve açık havada güneş gözlüğü ve <span style="background:yellow">şapka takılması</span> polen temasını azaltmaya yardımcı oluyor” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat_6a0b062540b30_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/bahar-alerjisine-dikkat/46702</link>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 15:15:27 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“Türkiye’ye örnek olacak sağlık sistemi kuracağız”</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin 12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında düzenlediği “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” panelinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri görmesi gerektiğini vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Eşrefpaşa Hastanesi’ni Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık modeli haline getirme hedeflerini dile getiren Tugay, “Huzur ve güven içinde çalışılan, nitelikli sağlık hizmeti sunan bir sistem kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.</p>

<p>Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi olan Eşrefpaşa Hastanesi, 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” paneli ile kutladı. Etkinliğe eşi Öznur Tugay ile katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğine katkılarından dolayı Prof. Dr. İnci Erefe, Prof. Dr. Zeynep Conk ve Prof. Dr. Candan Öztürk’e yaşam boyu onur ödülü verdi. İnci Erefe Onur Ödülü de Eşrefpaşa Hastanesi’nde daha önceki yıllarda başhemşirelik yapmış olan Tülin Topuzoğlu’na takdim edildi.</p>

<p><strong>“Ne gerekiyorsa yapacağız”</strong></p>

<p>Panelin açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, Eşrefpaşa Hastanesi’nde tüm ekibin özveriyle çalıştığını belirterek, “Tabii ki daha iyisini hep birlikte sağlayacağız. Sadece İzmir için değil, Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık hizmetini, huzur ve güven içinde çalışılan bir hastane ortamını kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu bizim için çok önemli. ‘Burası belediyenin Eşrefpaşa Hastanesi, hastane böyle olur; çalışanlar böyle huzurlu olur, böyle hizmet verir’ demek istiyoruz. Bizim idealimiz budur” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek”</strong></p>

<p>Hekimlik yaptığı dönemde hemşirelerin zor şartlarda çalıştığını gözlemlediğini belirten Başkan Tugay, eşi Öznur Tugay’ın da hemşire olduğunu söyledi. Tugay, “Bu meslek bizi bir araya getirdi, bu nedenle hayatımızda özel bir yeri var. Öğrencilikten meslek hayatının en ileri aşamalarına kadar birlikte çalıştığımız hemşirelerin iyi yürekli insanlar olduğuna inanıyorum. Hemşirelik, hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek. Özverili çalışmalarına rağmen çoğu zaman yeterince anlaşılmıyorlar. Hastalarla kurdukları şefkat bağı ve gösterdikleri emek çok özel. Gece gündüz hastaların yanında olan, onların ağrılarına çare olmaya çalışan ve onlara sahip çıkanlar hemşirelerdir” dedi.</p>

<p><strong>“Hepsinin çözümü var”</strong></p>

<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye’de bin kişiye düşen hemşire sayısının dörtten az olduğunu, ortalamanın ise dokuzun üzerinde olduğunu kaydeden Başkan Tugay, konuşmasında sağlıkta şiddet verilerine de yer verdi. 2025 yılında yapılan araştırmaya göre sağlık çalışanlarının yüzde 72’sinin sözel, yüzde 23’ünün fiziksel olarak şiddete maruz kaldığını aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi:</p>

<p>“Dört sağlık çalışanından birinin şiddete maruz kaldığı bir dönem yaşıyoruz. 2025’te her 30 dakikada bir beyaz kod vakası yaşanmış. 2025’in ilk 6 ayında 8 bin 795 sağlık çalışanı şiddet nedeniyle resmi bildirimde bulunmuş. 8 bin 795 kişiyi bir araya getirelim; Beydağ ilçesi nüfusu kadar. Meslek hayatı boyunca en az bir kez şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının oranı yüzde 69. Meslek sahiplerinin ve mağduriyet yaşayanların kendi kendine başa çıkmaya, mücadele etmeye çalıştığı durumlar. Bu sorunlar çaresiz değil, hepsinin çözümü var. Hepsiyle ilgili yapılabilecek bir şeyler, hepimize düşen sorumluluklar var. Öncelikle sahip olduğumuz bu değerin farkında olmamız lazım. Hemşirelik mesleğine kattığınız her şey için yürekten teşekkür ediyorum. Güzel yarınlar kendi kendine gelmiyor. Güzel yarınlar gerçekten mücadele etmekle geliyor. Her türlü sorun; oturduğunuz, edilgen durumda kaldığınız, haksızlığı normal gördüğünüz durumlarda büyüyerek ve artarak devam ediyor. Bu ülkenin yurttaşlarının en iyi sağlık hizmeti alma hakkı onların gerçek hakkıdır ve onlar için hizmet üreten hemşirelerimizin, doktorlarımızın, diğer sağlık çalışanlarımızın insanca çalışma şartlarına sahip olmalarına ihtiyaç var.”</p>

<p><strong>“Daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz”</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Sağlık hizmetleri, zor bir dönemden geçiyor. Kalabalık hastaneler, giderek ağırlaşan çalışma koşulları, yorgunluklarımız, bazen görünmez hale gelen emeğimiz ve geleceğe dair taşıdığımız kaygılar, meslek hayatımızın ruhunu zorlayan ağır bir yük oluşturuyor. Ancak tam da böyle zamanlarda birbirimize sahip çıkmanın, aynı değerlere tutunmanın ve mesleklerimizin özündeki insan sevgisini hatırlamanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sağlık hizmeti yalnız bilgiyle, teknolojiyle ve modern binalarla değil vicdanla, merhametle ve dayanışmayla ayakta kalır. Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıllık tarihi boyunca bu topraklarda modern sağlık hizmetlerinin gelişimine tanıklık etmiştir, savaşlara şahitlik etmiş, hatta 1920 yılında Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş özel bir kurum. Bütün bunların ötesinde bütün emekleri hafızasında bulunduran bir kurum. Bugün de insan odaklı yaklaşımını ve cumhuriyetin temel değerlerini yaşatmaya devam ediyor. Bir yandan köklü tarihimizin bize bıraktığı değerlere sahip çıkarken, diğer yandan yeni hastanemizle birlikte çağdaş tıbbın gereklerini yerine getiren daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır”</strong></p>

<p>Türk Hemşireler Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Melek Benligül, panelin açılışında yaptığı konuşmada, hemşirelerin sağlık sisteminin temel yükünü taşıdığını vurguladı. “Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır” ifadesinin bilimsel bir gerçek olduğunu belirten Benligül, hemşire başına düşen hasta sayısı azaldıkça ölüm oranlarının düştüğünü, hasta güvenliğinin arttığını ve sistemin ekonomik açıdan da rahatladığını söyledi. Hemşirelerin ağır iş yükü ve yetersiz istihdamla çalıştığına dikkat çeken Benligül, istihdamın maliyet değil, yaşama yatırım olarak görülmesi gerektiğini belirterek daha iyi çalışma koşulları talep etti.</p>

<p><strong>“Mesleğin en güzel yanı umut olmak”</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi Başhemşiresi Gülçin Akın da insanlara umut olmanın hemşirelik mesleğinin en güzel yanı olduğunu belirleterek şunları söyledi: “Bugün, hemşireliğin emeğinin, bilgisinin ödüllendirildiği gün. Birlikte olmaktan mutlu olduğumuz bir gün. Bu mutlu günü bize yaşatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’a, idarecilerimize, saygıdeğer hocalarımıza, dernek başkanımıza ve meslektaşlarımıza çok teşekkür ederiz ve gururla söylüyoruz ki; iyi ki hemşireyiz.”</p>

<p><strong>Sunum, gösteri ve konser</strong></p>

<p>Programda, mesleği hemşirelik olan Öznur Tugay’a da Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, çiçek takdim ederek Hemşireler Günü’nü kutladı. Panel kapsamında onur konukları Prof. Dr. İnci Erefe “Bir Meleğin Doğuşu: Hemşireliğin Tarihsel İnşası”, Prof. Dr. Zeynep Conk “Güçlenen Kimlik: Profesyonel Hemşireliğin Bugünü” ve Prof. Dr. Candan Öztürk “Geleceği Şekillendirmek: 2026 ICN Teması ve Hemşireliğin Yarını” başlıklı sunumlar yaptı. Sunumların ardından halk oyunu gösterisi sahnelendi, ardından Uzm. Dr. Güney Yılmaz “Güneyden Esintiler” adlı konser verdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/turkiyeye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz_6a02f4de82d68_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/turkiyeye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz/46654</link>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:25:37 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın sağlığı seminerleri İzmir genelinde yaygınlaşıyor</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kadın sağlığı seminerleriyle kadınların doğru bilgiye erişimi güçlenirken, toplumsal farkındalığın artırılması amaçlanıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen kadın sağlığı seminerleri, kent genelinde yaygınlaştırılmaya devam ediyor. İzmir Türk Kadınlar Birliği (TKB) ile gerçekleştirilen iş birliği protokolü kapsamında, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) tarafından sağlanan eğitici eğitimleri doğrultusunda uygulanan program, kadınların sağlık alanında doğru bilgiye erişimini güçlendirmeyi amaçlıyor.  Seminerler, 2025-2027 Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın sağlık alanında yer alan hedeflerini de destekliyor.</p>

<p><strong>30 ilçede eğitimler sürüyor</strong></p>

<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliği ile yürütülen eğitim programı kapsamında, 30 ilçe belediyesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait dayanışma noktalarında hem personele hem de yurttaşlara yönelik eğitimler başladı. 2026 nisan–aralık döneminde 15 ilçe belediyesinde daha gerçekleştirilmesi planlanan seminerler, kademeli olarak kent geneline yaygınlaştırılıyor.</p>

<p><strong>8 başlıkta kapsamlı eğitim programı</strong></p>

<p>Kadın sağlığı seminerleri, sekiz farklı eğitim modülünden oluşuyor. Program kapsamında beden sağlığından güvenli anneliğe, doğurganlığın düzenlenmesinden menopoz sürecine, çocukluk ve ergenlikte cinsel gelişimden mahremiyet ve sınırlar konusuna kadar geniş bir içerik sunuluyor. Eğitimlerde ayrıca eşitlikçi yaklaşımla toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflenirken, kadınların koruyucu sağlık davranışları geliştirmesi, sağlık hizmetlerine erişim konusunda bilinçlenmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Mayıs ayında 210 kadına ulaşıldı</strong></p>

<p>Mayıs ayında Menderes, Karşıyaka, Çeşme, Torbalı, Bergama ve Selçuk ilçelerinde Göksu, Ballıkuyu Harmandalı, Ferahlı ve Süvari Dayanışma Noktalarında gerçekleştirilen eğitimlerde toplam 210 kadınla bir araya gelindi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, eğitim programını önümüzdeki dönemde de farklı ilçelerde yaygınlaştırmayı sürdürecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor_6a01e4954cc56_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor/46644</link>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:12:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin acil müdahale teknolojileri masaya yatırıldı</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) tarafından düzenlenen “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu”nda, dronlardan yapay zeka destekli triaj sistemlerine uzmanlar, afetlerde hayat kurtaracak yeni nesil teknolojileri ve kurumlar arası koordinasyonu ele aldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği tarafından Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu” düzenlendi. Sempozyumda; “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durumlar ve Afetlere Yaklaşım”, “2020 İzmir Depremi ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin öğrettikleri”, Avrupa Birliği projelerinin tanıtıldığı “Yeni Nesil Teknolojiler ve Projeler” ile “Gelecekte Yaşanabilecek Acil Durum ve Afetlere Hazırlık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Alanında uzman isimlerin yer aldığı sempozyumda, insan ve doğa kaynaklı acil durumlar ile afetlere karşı nasıl hazırlık yapılması gerektiği ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteklediği sempozyuma; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, hekimler, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve paramedik öğrencileri katıldı.</p>

<p><strong>“Teknoloji, afetlerde en önemli yardımcımız”</strong></p>

<p>Sempozyumun açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın liderliğinde, iyilik hali çerçevesinde kentimizi nasıl daha dirençli hale getirebileceğimizi ele alıyoruz. Bu nedenle sempozyum süreci büyük önem taşıyor. Notre Dame Katedrali yangınında, yangın sonrası ilk alan değerlendirmesi bir robot tarafından yapıldı ve bu sayede süreç hızlandı. Elbette nihai kararları insanlar veriyor; ancak teknolojiyi, karar alma süreçlerini hızlandıran önemli bir destek unsuru olarak görüyoruz. Afet anında zamanla yarışıyorsunuz ve yürüttüğünüz görev hayati önem taşıyor. Bu sempozyumda ele alınan konular, daha hızlı, yenilikçi ve doğru kararlar alabilmemiz için bilgi paylaşımı sağlayacak; elde edilen birikimi uygulamaya geçireceğiz. Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen bu sempozyumun kentimizde gerçekleşmesi son derece değerli. Böyle bir derneğin varlığı ve bu alana sahip çıkması önemli bir kazanım. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz de iş birliği yaparak destek vermeyi sürdüreceğiz. Bu ekipten çok başarılı çalışmalar çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde, iklim krizi nedeniyle orman yangını riskinin artması bekleniyor. Bu sürece hazırlıklı olmalı ve birlikte hareket etmeliyiz” dedi.</p>

<p><strong>“Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk”</strong></p>

<p>AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu ise, Turhan Sofuoğlu, yalnızca bir sempozyuma katılmak için değil, hayat kurtarma hizmetlerinin geleceğini birlikte düşünmek ve şekillendirmek için bir araya geldiklerini belirterek, “Son yıllarda yaşadığımız büyük afetler bize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk. Yapay zeka, insansız sistemler, robotik teknolojiler ve veri analizi artık acil sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çok yakın bir gelecekte, bir afet alanındaki ilk değerlendirmeyi bir dron yapabilir. Nitekim bu teknolojiler bugün zaten mevcut. Triaj süreçlerinin ise yapay zeka destekli sistemler tarafından yönetilmesi gündemde; bu alanda biz de bir proje yürüttük. Sizler de bu sistemlerin merkezinde, kritik karar vericiler olarak yer alacaksınız. Unutmamak gerekir ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan hayatına dokunan en güçlü unsur yine insandır. Bilginizin, tecrübenizin, reflekslerinizin ve vicdanınızın yerini hiçbir algoritma alamaz. Bugün burada ele alınan her konu, yarın sahada vereceğiniz kararların temelini oluşturacak. Kendinizi yalnızca bugüne değil, henüz yaşanmamış krizlere hazırlıyorsunuz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İklim değişikliğine bağlı acil durum ve afetler</strong></p>

<p>6’ncı kez düzenlenen sempozyumda, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu moderatörlüğünde “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durum ve Afetlere Yaklaşım” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Oturumda, “İzmir Yerel Yönetim Bakış Açısı” sunumuyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, “Acil Durum ve Afetlerde 112 Acil Çağrı Merkezlerinin Yönetimi” başlıklı sunumuyla Avrupa Acil Numarası Derneği Başkanı Demetrios Pyrros ve “Afet Yönetiminde Teknolojik Çözümler” sunumuyla NavAware Kurucusu Dr. Tolga Sönmez konuşma yaptı.</p>

<p><strong>İzmir ve Kahramanmaraş depremleri konuşuldu</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Soner Emre ve AAHD’den Dr. Turgut Arpacı moderatörlüğünde düzenlenen “2020 İzmir ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremlerinin Öğrettikleri” başlıklı oturumda ise AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu, “Acil Çağrı Merkezleri ve Ambulanslar” başlıklı bir sunum yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Prm. Şenol Dereköy “Afette Müdahalede Medikal Kurtarma Hizmetleri”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Afetlerde Hastane Hizmetleri” başlıklı sunumlarıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Yeni nesil teknolojiler irdelendi</strong></p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vahap Tecim moderatörlüğünde “Yeni Nesil Teknolojiler ve İnovatif Projeler” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi. Oturumda “Afetlerde Triaj ve Lojistik Yönetimi” sunumuyla Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu, “Ekiplerde Durumsal Farkındalık ve Uzaktan Yönetim” sunumuyla Havelsan Modelleme ve Sensör Teknolojileri Ekip Lideri Çağlar Akman ve Havelsan’dan İdil Gökalp Köse konuşma yaptı. “Afetlerde Teknoloji Kullanımı” başlığında ise Futurised B.V. Robotik ve İnovasyon Lideri Robert Heinecke sunum gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>Afetlere hazırlık, masaya yatırıldı</strong></p>

<p>Program, Dr. Turhan Sofuoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gelecekte Yaşanacak Afetlere Hazırlık” başlıklı oturum ile sona erdi. Oturumda,  “Küresel Zorluklar: Savaşlar ve Çatışmalar, Sağlıklı Şehirler, İklim Değişikliği ve Göç” sunumuyla Afet Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, “İklim Değişikliği ve Çoklu Afet Riskleri” sunumuyla İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurdan Erdoğan ve “Sağlıklı Kentler Perspektifinden Afetlere Hazırlık” sunumuyla Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi_6a0182d1c9f6d_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi/46635</link>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:09:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Atlantik Okyanusu&#039;nda Hantavirüs Krizi: Yolcu Gemisinde 3 Kişi Hayatını Kaybetti</title>
                                    <description>Arjantin&#039;den Güney Atlantik turu için yola çıkan Hollanda bandıralı &quot;MV Hondius&quot; adlı yolcu gemisinde, insandan insana bulaşabilen Hantavirüs&#039;ün Andes varyantı salgını patlak verdi. Nisan ayından bu yana üç kişinin hayatını kaybettiği olayda, Cape Verde açıklarında demirleyen gemi karantinaya alınırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) uluslararası temaslı izleme çalışması başlattı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">23 farklı ülkeden 149 yolcu ve mürettebat taşıyan MV Hondius keşif gemisi, 1 Nisan 2026 tarihinde Arjantin'in Ushuaia kentinden Güney Atlantik turu için hareket etti. İlk belirtiler 6 Nisan'da Hollandalı bir erkek yolcuda ateş ve yorgunluk şikayetleriyle ortaya çıktı. Hastanın 11 Nisan'da gemide hayatını kaybetmesinin ardından, eşi 24 Nisan'da Saint Helena adasında gemiden ayrıldı. Güney Afrika'nın Johannesburg kentine tıbbi transferi sırasında fenalaşan kadın yolcu, 26 Nisan'da hastanede yaşamını yitirdi. Yapılan PCR testleri, ölüm nedeninin Hantavirüs olduğunu doğruladı.</p>

<h2>Salgının Yayılması ve Uluslararası Müdahale</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Nisan ayının son günlerinde gemideki diğer yolcu ve mürettebat arasında solunum ve mide-bağırsak şikayetleri hızla artış gösterdi. 27 Nisan'da durumu ağırlaşan kronik rahatsızlığı bulunan üçüncü bir yolcu, Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tıbbi tahliye ile yoğun bakıma alındı. 2 Mayıs'ta Alman uyruklu bir yolcunun daha hayatını kaybetmesiyle gemideki ölü sayısı üçe yükseldi. Aynı gün Güney Afrika'da yoğun bakımda tedavi gören hastada da Hantavirüs tespit edildi. <span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Bu gelişmelerin ardından Hollanda makamları durumu DSÖ ve ECDC'ye bildirdi. 5-6 Mayıs tarihlerinde yapılan laboratuvar incelemelerinde, virüsün Güney Amerika kökenli ve nadiren insandan insana bulaşabilen "Andes (ANDV)" varyantı olduğu kesinleşti.</p>

<h2>Gemide Karantina Sürüyor</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">7 Mayıs 2026 itibarıyla Avrupa rotasına geçen MV Hondius gemisi, Cape Verde (Kabo Verde) açıklarında demirledi. Cape Verde yetkililerinin geminin limana yanaşmasına izin vermemesi üzerine tüm yolcular kamaralarında karantinaya alındı. Durumu ağırlaşan vakalar, tıbbi tahliye ekipleri tarafından izole edilerek çevre ülkelerdeki ve Avrupa'daki uzman hastanelere sevk ediliyor. ECDC ve DSÖ, gemiden daha önce inen temaslı kişileri tespit etmek için filyasyon çalışmalarına devam ediyor.</p>

<h2>2025'teki Vaka Artışı ve Tarihsel Arka Plan</h2>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">Hantavirüs vakalarında son bir yıl içinde küresel düzeyde artış gözlemlenmişti. 2025 yılı başlarında Amerika Birleşik Devletleri'nde aktör Gene Hackman'ın eşi Betsy Arakawa, kemirgen teması kaynaklı Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS) nedeniyle yaşamını yitirmişti. Aynı yılın ilk yarısında Almanya'nın Bavyera bölgesinde banka faresi popülasyonundaki artışa bağlı olarak vakalar iki katına çıkarak 55'e ulaştı. 2025 sonu ile 2026 başı arasındaki dönemde ise Arjantin'de 20 kişinin ölümüne yol açan geniş çaplı bir salgın rapor edildi. Virüsün Türkiye'deki ilk saha tarama çalışmaları ise 1998-2004 yılları arasında İzmir, Trabzon, Rize ve Artvin'de gerçekleştirilmişti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/atlantik-okyanusunda-hantavirus-krizi-yolcu-gemisinde-3-kisi-hayatini-kaybetti_69fc9795163e8.png</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/atlantik-okyanusunda-hantavirus-krizi-yolcu-gemisinde-3-kisi-hayatini-kaybetti/46619</link>
                <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:43:07 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı bir kalp için 8 kritik önlem!</title>
                                    <description>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen<em> ‘</em><strong>’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ </strong>söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular.</p>

<p> </p>

<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda  kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler. </p>

<p> </p>

<p><strong>Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”</strong></p>

<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen</strong> toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”  </p>

<p>Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu. </p>

<p><strong>Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!</strong></p>

<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan</strong> da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. </p>

<p>Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”</p>

<p> </p>

<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!</strong></p>

<p>Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan <strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay </strong>şöyle konuştu:<strong> </strong>“Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”</p>

<p>Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi. </p>

<p> </p>

<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! </strong></p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94 <s> </s>cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.    </p>

<p> </p>

<p><strong>xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>

<p><strong>Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!</strong></p>

<ul>
	<li>Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın. </li>
	<li>Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının. </li>
	<li>Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin. </li>
	<li>Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.  </li>
	<li>İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun. </li>
	<li>Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin. </li>
	<li>Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun. </li>
	<li>Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun. </li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.egelihaber.com/images/media/2026/05/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem_69fb26cb4ab7c_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Egeli Haber</author>
                <link>https://www.egelihaber.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem/46607</link>
                <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:28:29 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
