Dünya yine bildiğiniz gibi:
Sessiz savaşların yerini çoktan patlamalar almış vaziyette. ABD ve İsrail ile İran arasındaki yeni savaş, İsrail ve Filistin arasındaki eski savaşı hemencecik unutturdu. Kaç gündür devam ettiğini artık saymayı bıraktığımız Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı ise hafızalarımızın derin çöplüğüne iteli epey oldu.
Ha, bir ara - kulağa çok uzakmış gibi gelse de bu yılın başında - ABD Venezuela'ya saldırmış ve Venezuela'nın liderini kaçırmıştı. Ama bu saldırı, bizim gündemimizde yalnızca birkaç gün yaşayabildi.
Dedim ya, dünya yine bildiğiniz gibi:
Üçüncü Dünya Savaşı'nın içinde miyiz değil miyiz tam olarak anlayamadığımız, muhtemel küresel enerji dengelerini değiştirmeye yönelik birtakım restleşmeler, sıcak çatışmalarla sonuçlanınca dünya dönüveriyor koca bir mezarlığa.
Sadece dünya değil; Türkiye de bildiğiniz gibi:
Savaşla bile ironi yapabilecek harika bir mizah anlayışı… Belki de böylesi zor bir coğrafyada delirmemek için, zaman içinde geliştirdiğimiz güçlü bir savunma mekanizması bu. Öyle kuvvetli bir içgüdü ki; İran'ın adeta tüm tuşlara basarak, koordinat gözetmeksizin göndermeye başladığı füzelerden birinin Türkiye'ye ulaşmak üzereyken NATO ülkesi İspanya tarafından durdurulmasına yönelik verilen istihbarat bile dünya basının gündemine bizim mizahımız üzerinden taşındı.
Bu gündemi belirleyen ise elbette bir Twitter (X) kullanıcısıydı!
Başka bir ifadeyle, her zaman teşekkür etmeyi bilen bir ulus olarak, yine teşekkürümüzü ettik ve "İspanya'da hiçbir kelin kalmayacağına" dair söz vermiş olduk.
Buradan sonrasını saç ekim uzmanları düşünsün artık…
Biz gelelim, savaşın gölgesinde ilerleyen bizim sessiz gündemimize: Tutuklu belediye başkanlarına.
Hayır, hayır… Bu sadece benim gündemim değil. Hatta şu günlerde belki de en çok iktidarın gündemi.
Yoksa "şehirlere bombalar yağardı her gece, biz durmadan belediye başkanlarımızla dövüşürdük" tadındaki bir tutuklamayı - yani Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın tutuklanmasını - böylesi günlerde görmezdik, değil mi?
Evet, alıştığımız bir gündem haline dönüşmüş, hatta rutinimiz haline gelmiş olsa da her geçen gün sayıları artan tutuklu belediye başkanları, aslında eriyen iç demokrasinin de somut bir verisi.
Nasıl mı?
Gelin, 2024 yerel seçimlerinden sonra kaç belediye başkanının değiştiğine birlikte bakalım.
Bugün itibariyle Türkiye'de toplam 16 belediye başkanı tutuklu. Tutuksuz yargılanan Ahmet Özer, Abdurrahman Tutdere ve Zeydan Karalar bu sayıya dahil değil.
Peki tutuklu olan 16 belediye başkanı ve tutuksuz yargılanan 3 belediye başkanının ardından neler yaşandı?
Başkanları tutuklanan belediyelerin 2'sine kayyım atandı (Ayrıca bu operasyonlardan önce10'uDEM'li, 1'i CHP'li olmak üzere toplam 11 belediye başkanı görevden uzaklaştırılmış, tutuklanmamış ama yerlerine kayyım atanmıştı).
16 belediyede ise meclis içinden seçim yapılarak, başkanvekili seçildi.
Bu başkanvekillerinden 1'i seçildikten bir süre sonra rozetini çıkardı ve AKP'ye geçti, seçmeninin ve meclisin iradesini yok sayarak. Diğer 15 belediye başkanvekili ise, partisinde kaldı, şimdilik.
Sadece 1belediye başkanı görevine iade edilmeyi hak kazandı.
Ayrıca hemen belirteyim ki: Şu an tutuklu bulunan 16 başkanın 1’i İYİ Partili, geriye kalan 15’i CHP'li.
Tutuklanan başkanlardan 3’ü rozetini çıkardı veya çıkarmak zorunda kaldı.
Tutuklandıktan sonra İYİ Partili ve CHP'li 1 başkan partisinden istifa etti. Ancak tutukluktan kurtulamadı, en azından henüz.
1 CHP'li başkanın rozetini ise genel merkezi aldı, hakkındaki taciz iddiası nedeniyle.
Evet, bu başkanların 1'itaciz iddiasıyla suçlanıyor. Geriye kalan 15’i ise rüşvet suçlamasıyla karşı karşıya.
Şimdi gelelim bu yazının asıl meselesine:
Türkiye'nin yeni borsasına.
Daha anlaşılır adıyla: Rozet Borsası’na.
Pek çok başkan rozetini değiştirmiş olsa da hiç tartışmasız en çok ses getireni Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun olduğu rozet değiştirme borsasında son durum 56.
Evet, 2024 yerel seçimlerinin ardından tam 56 belediye başkanı AKP'ye geçti.
Bir kez daha yazalım:56.
Bu başkanların 22'siYeniden Refah Partili iken;14’ü CHP'li. Yine 6 İYİ Partili, 2DEM'li, 1DEVA'lı ve 1 Demokrat Partili başkan rozetini çıkartıp AKP rozetini taktı.
Ayrıca rozetsiz olan, yani seçimleri bağımsız kazanan 10 başkan da seçim sonrası AKP rozetini geçirivermiş yakasına.
Yerel seçimlerden sonra sayısal olarak eridiği somut bir şekilde ortada olan iktidara bu denli talep olması şaşırtıcı tabii – eğer, rozet değiştiren Özlem Çerçioğlu’nun konuyla ilgili soruşturma kapsamında tutuklu ya da tutuksuz bir şekilde yargılanması bir yana beraat almış olmasını saymazsak…
Ve bir de rozetini çıkarıp yeni rozet takamayanlar var…
Yerel seçimlerden sonra 6 başkan rozetini çıkardı, başka bir partiye geçmedi ya da henüz geçemedi.
Bu 7 başkanın1’i Yeniden Refahlı iken; 1’i İYİ Partili, 4'ü ise CHP'li. Sonuncusunu ise hepimiz tanıyoruz: Evet, CHP Lideri Özgür Özel'in kendisine attığı iddia edilen mesajlarla gündem olan (hatta Twitter'da birçok seçmenin 'az bile yazmış' dediği) Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan.
Bu 6 başkanın neden iktidar rozeti korumasından muaf tutulduğu elbette konuşulabilir. Ancak biz bugün başka bir iddiayı konuşacağız: Rozet borsasına talep açtığı iddia edilen bir başka başkanı.
İddia o ki;
AKP'nin tanınan isimlerinden biri çevresine,bir CHP'li başkanın partilerine geçmek için talepte bulunduğunu, hatta şartları oldukça zorladığını anlatmış.
Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise bu talebe henüz olumlu bakmadığı da iddialar arasında.
Zaten rozet değişikliği için başkandan talep edilen şartlar da oldukça ağır. Zira iddialar doğruysa, AKP, başkanı yalnız değil; kendine yakın birkaç başkan ve hatırı sayılır sayıda meclis üyesi ile birlikte görmek istiyor.
Bakalım iddiaların odağındaki başkan söz konusu sayıya ulaşabilecek mi?
Gelelim bu iddiaların doğruluk payına:
Ben bu iddianın iktidar cenahında konuşuluyor olma ihtimalini oldukça yüksek görüyorum. Kaldı ki, rozet değiştiren başkan sayısı 54’e ulaşmışken böylesi pazarlıkların başlamış olması da şaşırtıcı değil.
Demem o ki; iddialarla ilgili isim ya da şehir belirtmeme sebebim kaynağıma güvenmemek değil. Sadece iddiaların odağındaki başkanla birlikte rozet değiştireceği tahmin edilen diğer başkanları zor durumda bırakmamak.
Çünkü aralarında rozetini gözümün önünde eliyle çıkarsa bile ilk anda inanmayacağım isimlervar.
Bu yüzden bu iddia burada zamanı gelene dek dursun.
Biz, biraz da şu sorunun cevabını arayalım: Bu transfer gerçekleşirse ne olur?
Onca operasyona rağmen, savaş öncesi psikolojik üstünlüğü elinde tutan, hatta siyasi iklimi defalarca kaybedip yeniden lehine çevirmeyi başaran muhalefet; beklenmedik bir ivme kaybedebilir.
Yerel seçimde elde edilen muhalefet zaferi, ilk kez bu kadar ciddi biçimde gölgelenebilir.
Ve belki de en kesin olacak şey; CHP lideri Özgür Özel'in Mesut Özarslan'a attığı iddia edilen mesajlar, bu başkana atacağı mesajların yanında hiçbir şey kalabilir.
Evet;bekleyip göreceğiz…
Sona gelirken bir cümleyi yeniden hatırlatalım:"Vefa İstanbul'da bir semt adıymış meğer."
Nereden geldi şimdi aklına demeyin. Eskilerin sıkça kullandığı bu benzetme CHP’de yaşanan taze bir görev değişikliği nedeniyle dökülüverdi dilimden.
Vefa, İstanbul'da bir semt adıymış meğer…
Evet, CHP Buca İlçe Başkanı'nın değişmesinden bahsediyorum.
Bu sürecin tüm ayrıntılarını öğrenecek kadar yoğun bir telefon trafiği gerçekleştirdim. Ancak gündemin bu yoğunluğu arasında çoğunuzun çoktan rafa kaldırdığı bu mesele hakkındauzun uzun yazmayacağım.
Ben sadece, her zaman en son söyleyeceğimi, en başta söyleyen biri olarak, bir yorum yapacağım bu konuya.
Görev değişikliğinin sebebi ne olursa olsun, tüzükte hiçbir engel yokken, hele ki ilçe yöneticilerinin istifa ettiği de basına yansımışken, Çağdaş Kaya'nın yerine gelecek isim, demokrasiye en uygun şekilde, yani seçimlebelirlenmeliydi.
Gelelim bu konudaki son sözüme:
Çağdaş Kaya hakkında onu tanıyan herkes, birçok şey söyleyebilir. Ama hiç kimse bir şeyi asla söyleyemez: Partisi için emek vermediğini.
Elbette partinin yetkili isimleri kendisine gerekli teşekkürü etmiştir. Ama ben, muhalefet kültürüyle yetişmiş biri olarak, belki de bir seçmen olarak, buradan bir teşekkür etmek isterim: Demokrasiye, muhalefet kültürüne ve bir asırlık CHP'ye verdiğin emekiçinteşekkür ederim Çağdaş Abi.
Ne demişler:
Zaman geçer, insan sınanır, aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere toplanır.
Bakalım bu iddiayla gündeme gelen başkan aynı mı kalacak, yoksa ayrı mı düşecek?
Kim bilir?
En iyi zaman bilir!
Yorumlar
Kalan Karakter: