Kafama takıyorum!
Bezen takıntım oluyor.
Yayınlanma :
10.11.2015 10:29
Güncelleme
: 10.11.2015 10:29
Örneğin; 10 Kasım’da, yani Büyük Atatürk’ün vefatının 77’nci yıldönümünde,
saat 09.10’da İzmir Valisi Mustafa Toprak ‘Anıt Şeref Defteri’ni imzalarken,
neler yazacak?
Aslında, söz gelimi ‘Neler karalayacak?’ diyecektim, son anda kendimi
toparlayarak, ‘Neler yazacak?’ dedim.
İşte bu günün takıntısı bu!
*- Kabahat işlemiş gibi!
Dünkü takıntımı da bu arada anlatayım:
Düşünün, bir garibin evindesiniz…
Herkes karşınızda, yan yana dizilmiş oturuyor.
Saygı ifadesi olarak avuçları dizlerinin üzerinde kıpırdamadan oturuyorlar.
Secdede durur gibiler…
Her ne kadar ‘Dile benden ne dilersin?’ denilmiyor, masallarda olduğu gibi…
Ama sohbet, daha doğrusu, sorulardan evdeki sıkıntı ortaya çıkıyor…
Evin reisi hapse girecektir…
‘Büyük Reis!’ nedenini öğrenir…
Bankaların hesapsız kitapsız herkese sormadan verdiği bir ‘kredi kartı’ borçları
artmış…
Gelir gideri karşılayamadığından arttıkça artmış, ödeme boyutlarını aşmış…
Peki sonuç nedir?
Borçlar Kanunu’na ve Türk Ceza Kanunu’na göre hapis…
Hapise, cezaevine girmekle borç ortadan kalkmıyor ki!
Bu ‘bonus’ gibi bir şey…
Sadece sıkıntı ve üzüntüyü arttırıyor…
Belki de rakam çok büyük değil…
Ama isterse bir kuruş olsun…
Buna masraflar ve avukat parası da ilave edilince bir saniyede katlamalar
oluyor…
Ve ‘Büyük reis’ bizim gibi, sizin gibi, her vicdanlı kişi gibi üzülüyor, ‘Merak
etmeyin!’ diyor…
Böylece fakirhane sahiplerinin gönüllerini alıyor…
Çünkü, yanındakilere ‘Sorunu çözün!’ diyor…
Ben de ‘Elini cebine attı!’ diye düşünüyorum…
Meğer ‘danışman’ hemen Banka Müdürünü arayıp, ‘Borcu silin!’ diyor…
Ve ‘Büyük reis’in, hepimizin olduğu gibi, isteği yerine getiriliyor…
Ödenemeyen ve faiziyle birlikte 3-5 bin lira neyse, o kadar borcun üzerine bir
çizgi atılıyor…
Ne güzel, değil mi?
Acaba bu ‘Büyüm Reis’ Piyangosu bize de rastlar mı?
Ama benim ‘borcum’ değil de alacağım var…
Verdiklerimi geri alamıyorum, ‘Borcum borç!’ diyor, işadamı ya da, valisinden
tutun da, milletvekillerine ve hatta bakanlara kadar ‘saygın’ olarak tanıdıkları ve
ilginçtir ‘duayen’ diyerek hürmet ettikleri kişi, hiçbir lüksünden vaz geçmiyor
ama bana veya benim gibilere olan borcunu ödemiyor.
Mutlaka ve mutlaka yalnız İzmir’de değil, her yerde ve çevrenizde bunlardan
çok vardır…
Anlattığım iyiliksever, AKP’lilerin ‘Büyük Reis’ dedikleri Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan…
Ancak takıntım şu:
Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların, ya da bakanların ‘Borcu silin!’ talimatı
verme yetkisi var mı?’ dedim:
Garibanın borcunun silinmesine çok mutlu oldum ama kafama da bu soru
takıldı?
*- Adını kullansam mı?
Acaba bu ayki kredi kartı borcunu ödemesem de, ‘Cumhurbaşkanım silinmesini
rica etti!’ desem, banka müdürü ‘Emriniz olur!’ diyerek isteğimi kabul eder mi?
Buna, bu isteğe, eskiler ‘yol olur!’ derler…
Yani kabul edilmez…
Bu istisna bir durum…
Ve de istisnalar kaideleri bozmaz, diye bir söz vardır…
Şimdi, muhalefet ‘hukuk mukuk’ ya da ‘Hukuk mu guguk mu?’ diye laflar
edecektir…
Daha doğrusu edemeyecektir…
Çünkü ortada ve sonuçta bir garibanın sorunu şöyle ya da böyle ‘Büyük Reis’
tarafından çözülmüştür…
Anında ve yerinde çözüm buna denir!
Milli Piyango’nun reklamlarında,‘Size de çıkabilir!’ deniliyordu…
Belki ‘Büyük Reis’ piyangosu size de çıkabilir…
Bunun için, avuçlarınızı gökyüzüne açıp, dua etmeniz gerekiyor…
*- Milyonali kaybolmamış!
Dün, İzmir Milletvekili Binali Yıldrırım’dan söz etmiş, ‘yine kayıp!’ demiştim.
Yanılmışım, memleketini ve köyüne gitmiş…
Herhalde büyüklerinin kabrini ziyaret etti…
Allah kabul etsin…
Büyüğünü kaybettiğinde, İzmir’den de onlarca kişi ‘yolu bile doğru dürüst
olmayan’ Binali Bey’in köyüne gidip, cenazesine katılanlar olmuştu…
Ne kadar seveni varmış…
Ancak söylemeden edemeyeceğim, AKP’lilerin ‘Yolların kralı!’ veya benzeri
sloganlarla karşılayıp uğurladıkları eski Ulaştırma Bakanı’nın köyünün yolunu
görmelerini öneririm…
Sıradan bir işadamı bile bu yolu standarda uygun hale getirebilir…
Hadi Binali Yıldırım’ı sevenler, işbaşına…
Belki de benim de, bunu anımsatarak köylülere bir parça da olsa yararım olur…
Onlar da bizim insanımız…
Baksanıza köylerinden, kentlerinden çıkan biri Atatürk Türkiyesi’nde en yüksek
makamlara da gelebiliyor.
Herhalde Atatürk için de dualarını eksik etmiyordur.
Anımsadığım kadarıyla geçen seçimlerden sonra AKP’li Hamza dağ ve diğerleri
de memleketlerine, kentlerine, köylerine gidip, el öpme törenlerine katılmışlardı.
Bunları kendilerinin açıklamalarından anımsıyorum.
Bunları yazmamın nedeni, AKP’nin seçimlerden önce propagandalarında,
‘Bizim adaylarımız İzmirli!’ diyerek övünmeleriydi…
İzmir’de benim ve bizim gibi kaç tane köklü İzmirli var!
Bu da benim takıntılarım arasında…
İzmir’de İzmirlinin sesi de çıkmaz, dileği de olmaz…
Zaten bir inceleme yapın ve acı gerçeği göreceksiniz…
İzmir’de işsizlerin büyük bölümü İzmirlidir…
Ve de köklü ailelerin yaşlıları açlık sınırının altında, mahalle halkı ve
muhtarların yardımlarıyla yaşamlarını sürdürüyor.
İnanılacak gibi değil ama gerçek bu…
Zaten bu görüntü, ‘hemşehri derneklerinin’ sayılarının artmasıyla kendini açıkça
belli ediyor…
*- AKP’lilerin zamanı!
Aliağa eski Belediye Başkanı ve CHP Milletvekili Hakkı Ülkü anlatmıştı:
Milletvekilliği sırasında Hakkari mi, Mardin mi, ya da Ağrı’lı mı nereli
olduğunu anımsayamadığım bir CHP’li Hakkı Ülkü’yü arayarak, ‘Bizim köyü
Abdülmecit Efendi, aldığı tekne ile Kordon’da ‘Balık Evi’ yapmak istiyor,
belediye buna izin vermiyor, İlgilenir misin?’der.
Doğu ya da Güneydoğulu partilinin isteğini Hakkı Ülkü kırmayarak araştırır.
Adamların ‘dağ kanunu’ gibi bir tavırla, ‘gecekondu’ örneği bir tekne
müsvettesini İzmir’in en güzel yerine bağlayarak, ‘Balık ekmek!’ satarak
geçimlerini sağlamak istediklerini öğrenir.
‘Böyle şey olmaz!’ diyerek, partili arkadaşına duyurur…
Yani yasalardan yana çıkar…
Bu anlattığım olayın özeti…
Buradan iki anlam çıkarabiliriz;
Birincisi ‘hemşehri’ ayağının nerelere kadar uzandığı ve devreye siyasetçi dahil
herkesin sokulduğu…
İkincisi; ‘denizi’ o güne kadar görmeyenlerin bile para kazanmak için neler
yapabileceği…
Sıralamayı siz sürdürebilirsiniz…
Sonuç belki ‘mafya’ dediğimiz kötü adamlara kadar devam edebilir…
*- Hafta boyunca etkinlikler sürecek
ATATÜRK’ÜN ölümünün 77. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma programı
çelenk sunma töreni Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak.
10 Kasım’da, saat 08.40’da protokolün tören yerine intikalinden sonra 08.45’de
çelenklerin sunulması ve ardından saat 09.05’de saygı duruşu ve İstiklal
Marşımızın eşliğinde Bayrağın göndere çekilmesi ve yarıya indirilmesi
gerçekleşecek. Saat 09.10’da ise Anıt Şeref Defteri İzmir Valisi Mustafa Toprak
tarafından imzalanarak, tören sona erecek.
*- Halka açık
Saat 10.00 ‘da ise Atatürk Kültür Merkezi Yunus Emre Salonu’ndaki törende;
Belgesel Sunumu ‘Atatürk ve Cumhuriyet’e giden Yol, konferans ‘Atatürk,
Cumhuriyet ve Demokrasi’ (Prof. Dr. Ergün AYBARS), danslı Anlatım
‘Atatürk İle Yeniden Doğuş’ (E.Ü. Devlet Türk Musikisi Konservatuarı),
fotoğraf Sergisi ‘Kültür İnsanı Atatürk’ (Hazırlayan: Didem ÇAPA) bulunuyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın düzenlediği, ‘Ata’ya Saygı
Yürüyüşü’ saat 12:00’de Alsancak Limanı’nda başlayacak, Cumhuriyet
Meydanı’nda bitecek.
Saat 20:30’da ise Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde konser var.
***
GICIK
*- Hayat ne otuzunda, ne kırkında, ne de ellisinde başlar. Hayat, sen ne zaman
farkında olursan o zaman başlar.
*- Yoksul kadınların, un çuvallarından çocuklarına elbise diktikleri fark
edilince, bazı un fabrikaları çiçekli çuvallar üretmeye başlamıştı, 1939 yılında…
*- Sakallı adamın elindeki pankartta yazan: Dik dur eyilme, bu millet seninle
‘duvara oy ver!’ de, veririz bee usta!.. Bu da 2015 yılında…
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: